Yoga (Sanskritçe yujdan gelir; bağ anlamındadır), Hindistan'da doğmuş bir antik spiritüel uygulamalar ailesidir. Yoga uygulamaları ortak bir hedefi paylaşır: Samadhi yani Tanrı ile Bireyin tam bütünleşmesi. Yoga; öz disipline hitap eden çeşitli gelenekleri , bütünlüğün gerçekleşmesini ve günümüzde Batı'da yaygın olarak uygulanan; denge, koordinasyon, esneklik ve meditasyonu geliştirmeyi amaçlayan fiziksel egzersiz formlarını kapsar.
Bir aydınlanma aracı olarak yoga, Hinduizm, Budizm, Sikhizm ve Jainizmin merkezindedir ama bunların yanısıra dünyanın her yerindeki dini ve spiritüel uygulamaları da etkilemiştir.
Geleneksel olarak yoga, sekiz temel yoldan veya Ashtamargadan oluşur: Karma Yoga, Bhakti Yoga, Jnana Yoga, Hatha Yoga, Purna Yoga, Tantra Yoga, Maha Yoga ve Ashtanga veya Raja Yoga. Batı dünyasında yoga terimi, Hatha yogayı ve onun duruşları, hareketleri ve nefes alma tekniklerini ifade eder.
Yoganın Hedefleri
Yoganın esas hedefi, dünyevi acıdan, doğum ve ölüm döngüsünden (samsara) özgürleşmeyi başarmaktır (moksha). Yoga; vücut, zihin, duygusal benlik ve arzunun üstünlüğü üzerinde hakimiyet kurmayı gerektirir. Gerçeğin doğru doğasının bilgisine derece derece götürdüğü söylenir. Yogi, düşüncenin durup mutlu bir bütünleşmenin yaşandığı kaivalya ya da nirvana evresine ulaşır. Bu bütünleşme, kişinin ruhunda (atman) Vedanta felsefesinde olduğu gibi üstün Gerçek (brahman) ile ya da Hinduizmin dini formlarında ve Budizmin bazı formlarında olduğu gibi belirli bir tanrı ya da tanrıça ile olabilir. Yoganın taraftarları günlük uygulamayı kendi içinde faydalı görürler ve sağlık, duygusal iyilik ve zihinsel berraklıkta iyileşmeye götürdüğüne inanırlar. Bazı şüphecilerse bu iddiları sorgulamaktadır.
Yoganın çeşitliliği
Yoganın uzun tarihçesi boyunca farklı okullar ortaya çıkmıştır ve çok sayıda alt bölümler ile sentezler bulunmaktadır. Yoganın her formundan bir aydınlanma “yolu” olarak bahsetmek yaygındır. Bu yüzden, yoga sevgi ve sadakat (Bhakti Yoga'da olduğu gibi), özverili çalışma (Karma Yoga'daki gibi), bilgi ve sezgi (Jnana Yoga'da olduğu gibi) ya da meditasyona ağırlık veren disiplinlerin sekiz uzuvlu sistemini içerebilir (Raja Yoga'da olduğu gibi). Bu pratikler, diniden bilimsele doğru bir süreç geçirir. Bunların birbirlerini dışlaması gerekmez (Özverili çalışma yolunu takip eden bir kişi, bilgi ve sadakatı da geliştirebilir.). Özellikle batı kültürlerindeki bazı insanlar yogayı spiritüel uygulama değil sadece egzersiz olarak sürdürürler.
“Yoga” kelimesi
Sanskritçe yuj (bağ) kökünden gelen “yoga” kelimesi genellikle “birlik” veya “bütünleşme” olarak tercüme edilir. Bu, Tanrısal olanla birleşme ya da vücut, zihin ve ruhun bütünleşmesi olarak da anlaşılabilir. Yoga uygulayan kimseye yogi ya da Sanskritçe'de erkeklere yogin kadınlara yogini denir. Bu sıfatlar bazen ileri pratisyenler için kullanılır.
Yoga ve Din
Hindu, Budist ve Jain geleneklerine göre yoganın spiritüel hedefleri, bir bölümünü oluşturduğu dinlerden ayrılamaz. Bazı yogiler, dini; kültür, değerler, inançlar ve ritüellerle, yogayı ise kendini gerçeklemeyle (örneğin nihai gerçeğin doğrudan algılanması) daha ilgili buldukları için din ve yoga arasında ince bir ayrım yaparlar. Bu mantıkla yoga ve din, tamamlayıcıdırlar. Sri Ramakrishna, dini kabuğa, doğrudan deneyimi de çekirdeğe benzetmişti. Her ikisi de gereklidir “ama biri çekirdeği almak isterse, kabuğu çıkarmak zorundadır.”
Bazı yoga formları zengin bir ikonografiyle doluyken diğerleri daha sade ve minimalisttir. Hindu yoga pratisyenleri, kendi dini gelenekleriyle gurur duyarlar. Hindu olmayan pratisyenlerse yoganın Hindu Yoga geleneğinin kökleri Hint yarımkıtasında kalırken, Swami Vivekananda ve Paramahansa Yogananda gibi Batı'ya gelen bazı modern yogiler, yoga geleneğinin burda da gelişebileceğini gördüklerini öne sürdüler. Batıda uygulanan yogayı eleştirenler ise, onun sulandırıldığını, yozlaştırıldığını veya spiritiüel köklerinden koparıldığını (örneğin yogayı öncelikle fiziksel egzersiz olarak gören popüler bakış) iddia etmektedirler.
Çoğu yoga formunda konsantrasyon (dharana) ve meditasyon (dhyana) uygulaması yaygındır. Patanjali'nin tanımına göre Dharana, “bilinçliliği tek bir noktaya bağlamaktır ”. Farkındalık, duyuların hassas bir noktasına konsantre edilir (alınan nefesin vücuttan içeri girdiğine ya da burun deliklerinden çıktığına konsantre olmak gibi ). Sürdürülen tek nokta konsantrasyonu, kişiyi aşama aşama, daha içerideki yeteneklerin dışarı çıkabildiği ve çok geniş bir şeyle birleştiği meditasyona (dhyana) götürür. Meditasyoncular kimi zaman barış, neşe ve tek olma duyguları bildirmişlerdir.
Meditasyonun odağı, okuldan okula farklılık gösterebilir, örneğin kalp merkezi (anahata) veya üçüncü göz (ajna) gibi çakralardan biri üzerine meditasyon ya da Krishna gibi belli bir ilah veya barış gibi bir vasıf üzerine meditasyon. Advaita Vedanata gibi dualist olmayan okullar herhangi bir form ya da vasıf olmaksızın En Üstün olanın üzerine meditasyona ağırlık verebilirler. Bu, Budistlerin Hiçlik üzerine yaptıkları meditasyonu hatırlatır.
Bir diğer yaygın unsur, spiritüel öğretmendir (Sanskritçe'de guru, Tibetçe'de lama). Tüm okullar tarafından, yoganın çeşitlilik gösteren dereceleri vurgulanırken, bazılarında guru Tanrısal olanın cisimleşmiş hali olarak görülür. Guru, öğrenciye (shishya ya da chela) yoga disiplini yoluyla en başından itibaren rehberlik eder. Bu sayede, acemi yoga öğrencisi bir satguru (doğru öğretmen) bulacak ve ona bağlanacaktır. Geleneksel olarak yoga bilgisi, onu öğretme ya da pratik etme izni gibi, gurular ve onların öğrencilerinin oluşturduğu, kıdem sırasına göre giden bir zincirle aktarılmıştı. Bu zincire guruparampara denir .
Yoga geleneği, pratik bir tecrübedir ancak, yoganın teknikleri ve felsefesini açıklayan metinleri de içerir. Konu hakkında yazan pek çok guru ya klasik metinlerin modern çevirileri ve açıklamalarını sağlamışlar ya da kendi belirli öğretilerinin nasıl takip edilmesi gerektiğini anlatmışlardır. Guru, bir ashram veya keşişler tarikatı kurabilir. Bunlar, yoganın yerleşmiş geleneklerini içerirler.Ayrıca yoga geleneği; şiir, müzik, dans ve sanat için de zengin bir ilham kaynağı olmuştur.
Öğrenciler belirli bir öğretmen, okul, ashram veya tarikat ile ilişkiye geçtiklerinde, paylaşılan pratiklerin bulunduğu yoga toplulukları oluşur. Aum gibi mantraların yani ruhani şarkıların söylenmesi ve kutsal metinlerin çalışılması yaygın temalardır. Herhangi bir unsurun önemi, okuldan okula ya da öğrenciden öğrenciye değişebilir. Farklılıklar her zaman uyuşmazlıkları yansıtmaz hatta daha iyisi, çok sayıda yaklaşım; farklı ihtiyaçları, altyapıları ve mizaçları olan öğrencilerin ihtiyaçlarına hizmet etmeye yarar.
Yogi, bazen kurallara bağlı ahlakın ötesinde düşünülür. Bu, bir yoginin ahlakdışı hareket edeceği anlamına gelmez, aksine kişi, en üstün Gerçek'in doğrudan bilgisiyle hareket edecektir. Bazı efsanelerde, spiritüel uygulama yoluyla birikmiş erdemlere sahip bir yogi, tanrılarla bile boy ölçüşebilir. Tarihte, Swami Trailanga gibi bazı yogiler, çileciliğe soyunmuşlardı. Swami Trailanga 19.yüzyılda Benares'de masum halde dolaşarak işgalci İngilizleri fena halde kızdırmıştı.
Kökenleri
Indus Vadisi Uygarlığı'ndan kalan meditasyon yapan yogini şekillerinin 6 veya 7 bin yıllık oldukları düşünülmektedir. Yogayla ilgili en erken yazılı kayıtlar, M.Ö. 1500'le 1200 yılları arasında derlenen Rig Veda'da görülmüştür. Bu dönemden itibaren Rig Veda en az bin yıl boyunca dilden dile aktarıldığı için yoganın tarihini tam olarak saptamak zordur. Yogaya ait ilk metin, Patanjali tarafından M.Ö. 2. yüzyıl civarlarında düzenlenmiştir ve kişinin zihnini sakinleştirmesi ve sonsuzlukla birleşmesi için, Ashtanga Yoganın temellerinin özeti olan “sekiz kol /basamak”a bağlılığı buyurur.
Yoganın prensipleri ve hedeflerinin bir bütün olarak ilk tanımının M.Ö. 8. ve 4. yüzyılda oluşturulduğu düşünülür. Bu tanım, Upanişadlarda bulunur. Upanişadlar, ruhani bilgeliğin geleneksel gövdesi olan Vedalar'ın sonuç kısmını oluşturdukları için Vedanta olarak da anılırlar. Upanişadlarda, harici Tanrıları yatıştırmak için yapılan eski kurban sunma uygulamaları ve törenler yerine kişinin, ruhani adanmışlık, ahlaki kültür, nefsini tutma ve zihnini çalıştırma yoluyla Üstün Varlık'la (Brahman veya Mahatman) bir olması mevcuttur.
Hindu Yoga
Bhagavad-Gita
Bhagavad-Gita, yoganın çeşitlerini, farklı sınıflardan insanların yapılarına uygun olarak mükemmel şekilde ayırt eder. Özü yakalamak ve aynı zamanda çeşitli Yogalar ve onların felsefeleri hakkındaki ayrıntılara girmektir.Kitabın, M.Ö. 5. ve 2. yüzyıllar arasında bir zamanda yazıldığı düşünülmektedir. Kitapta, Krishna, aşağıdaki yogaları tanımlar:
Karma yoga, dünyadaki “hareket”in yogası.
Jnana yoga, meditasyon ya da entelektüel çabanın yogası.
Bhakti yoga, bir tanrıya bağlılığın yogası (örneğin Krishna'ya)
Patanjali
Yoganın klasik tanımı, sadece Hindu felsefesinin ortodoks (örneğin Veda'yı kabul eden) altı okulundan biri olan ve “yoga” olarak adlandırılan dharshananın temelini değil, çoğu ashramdaki yoga pratiklerinin (ayırt edilebildikleri kadar) temelini de oluşturan Patanjali Yoga Sutralarıdır. Hint felsefesinin “yoga” olarak bilinen okulu, (dharshana) esas olarak köklerini Samkhya'dan alan, Upanişadlara bağlı bir okuldur ve bazı bilginlerce Budizmden etkiler taşıdığı görülmüştür.
Yoga Sutralarında Patanjali, yoganın hedefini “zihinsel dalgalanmaların durması” (cittavrtti nirodha) olarak göstermiştir. Bu başarı, istikrarlı meditasyon olasılığını ve böylece daha derin absorbe etme (dhyana veya samadhi) durumlarını arttırır.Bunun için nefsine fazlasıyla hakim olmak (yama) ve öz disiplin (niyama) gerekir. Patanjali'nin yogası, Hatha Yoga'dan ayırt edebilmek için bazen Raja Yoga veya Ashtanga Yoga olarak da adlandırılır. Tüm okullar tarafından geçerli kabul edilir.
Patanjali'nin metni, yoga uygulamasının sekiz kolunu/basamağını ortaya koyar. Bunlardan yalnızca biri fiziksel duruşları içerir ki bunlar da temelde oturur pozisyonda duruşlardır. Bu sekiz basamak,
Niyama (yerine getirilecek 5'li ): saflık/temizlik, hoşnutluk, sadelik, çalışmak ve Tanrıya teslim olmak.
Asana, bu tabirin kelime anlamı koltuktur. Oturulan pozisyonları ifade eder. Hatha yoganın yükselişiyle birlikte, yoga “duruş“ları için de kullanılmaya başlanmıştır.
Pranayama, Prana veya nefes kontrolü.
Pratyahara (Soyutlama): “Duyular, nesneleriyle birlikte temasa girmez, bu yüzden, zihnin doğasını takip et.“ – Vyasa
Dharana (Konsantrasyon): Dikkati tek bir nesne üzerinde toplamak.
Dhyana (Meditasyon)
Samadhi: Süper bilinç durumu veya trans.
Hatha Yoga
Geçen yüzyıl boyunca yoga terimi, özellikle hatha yoga (güçlü yoga) duruşları (Sanskritçesi asanas) ile ilişkilendirilir hale geldi. Hatha yoga, Hindistan'ın ve geleneksel olarak yoga yapan dinlerin dışında geniş bir popülarite kazandı. Duruşlar bazen tamamen dünyevi olarak veya spiritüel olmadığı iddiasıyla ortaya konuldu.
Geleneksel Hatha Yoga, tamamen yogayla ilgili bir yoldur. Ahlaki disiplinleri, fiziksel egzersizleri (duruşlar ve nefes kontrolü gibi) ve meditasyonu içerir. Batıda fiziksel bir kültür olarak uygulanmasından çok daha farklı şekildeki duruş ve egzersizlerin yogasını kapsar. Hatha Yoga üzerine yeni ufuklar açan bir çalışma olan Hatha Yoga Pradipika, Swami Svatmarama tarafından yazılmıştır.
Hatha Yoga, yogi ve yogini adaylarını, Raja Yoga denilen daha üst bir çalışmaya hazırlayacak fiziksel saflaşma ve idman için bir form sağlamak amacıyla bulunmuştur. Bu durumun bugün hala geçerli olmasına rağmen, batıda pek çok kişi Hatha yogayı yalnızca sağlıkla ilgili faydalarından ötürü uygulamakta, aydınlanmaya giden bir yol olarak kullanmamaktadır.
Natya Yoga
Natya Yoganın rehberi Bharata Muni tarafından yazılmıştı. Sage Narada ve Gandharvas, dört temel yoganın hepsini kapsayan Natya Yoganın ilk pratisyenleriydi. Natya Yoga, orta çağ devadasileri (Tanrının hizmetkarları) tarafından uygulanmıştı. Halen Bharatanatyam ve Odissi'nin bazı kabul edilmiş/ortodoks okullarında öğretilmektedir.
Budist Yoga
Tibet Budizminin çeşitli okullarında yoga, Patanjali ya da Gita'nın tarif ettiği şekilde olmasa da (örneğin, fiziksel duruşlar nadiren uygulanır) merkezi bir yere sahiptir. Ruhani yolun başlangıcında ve bu yol boyunca ruhani öğretmene gösterilmesi gereken hürmet olan “Guru yoga” bu okullarda uygulanan yogaya bir örnektir. Tantra geleneğinde bazı pratikler, yoga adı altında sınıflandırılır. Örneğin, dört genel tantra sınıflandırmasından ikisi olan “Yoga Tantra” ve “En Üst Yoga Tantra”. Cittamatra (Sadece Bilinçlilik) olarak da bilinen Yogacara (Yoga Ustaları) Hint-Tibet Budizm'inde önemli bir felsefi okuldur.
Yoga ve Tantra
Yoga ve Tantra çoğunlukla birlikte anılırlar. İkisinin birbirleriyle derin benzerlikleri olsa da, çoğu gelenekler onları birbirinden ayırır.
Spiritüel metinlerin aileleri, uygulamalar ve Hint yarımadasındaki kökenleri açısından birbirlerine yakındırlar Ancak burada çoğunlukla farklı metin ailelerinden, ekollerden vb. bahsedilecektir.
Tantra ve yoganın farkları çeşitli şekillerde ifade edilir. Bazı Hindu yorumculara göre yoga; vücut bilinçliliğinin, köleliğin kökenindeki neden olarak görüldüğü bir süreç iken, tantra; vücudu bir engelden ziyade anlayışa götüren bir araç olarak görür. Hindistan'da tantranın çoğunlukla kötü cinsel davranışlar ve kara büyüyü içeren epey olumsuz çağrışımları olduğunu belirtmekte fayda vardır. Bununla birlikte, tantra formlarının çoğu, temel sosyal görenekleri daha çok takip ederler. Hatha Yoga Pradipika, genellikle bir Hindu tantrik kitabı olarak kabul edilir.
Tantranın kökleri, M.S. birinci binyılda mevcuttur ve tanrıcı bir temelden fazlasını kapsar. Neredeyse tamamen Shiva ve Shaktiye tapınma üzerine kurulu olan Hindu tantra, esas Brahmanı Param Shiva olarak gösterir. Param Shiva kendini, Shiva (Tanrı Shiva'nın pasif, maskülen gücü) ve Shakti (eşinin aktif, yaratıcı gücü; Ma Kali, Durga, Shakti, Parvati vd. diye de bilinir ) yoluyla gösterir. Param Shiva; Shiva ve Shakti (samadhi olarak da bilinir) arasında birleşme gerçekleşene kadar çakralar yoluyla yükselen iradenin temelindeki ruhani enerjinin üçbuçuk kez kıvrılmış yılan olan kundalini üzerine odaklanır. (Bazı Hindu yoga öğretmenleri, bu kavramları benimsemişlerdir )
Tantra; mantra (Çoğunlukla Tanrılara tekrarlanarak yapılan Sanskritçe dualar ), yantra (Tanrıları, karışık geometrik figürler kullanarak çeşitli şekillerde gösteren karmaşık semboller) ve basit murti (Tanrıların heykelleri) veya şekillere tapmaktan bir ölü üzerinde meditasyon yapmaya kadar değişen ritüellere önem verir. Kaularvatantra ve mahanirvana tantra gibi tantrik metinler ve Abhinava Gupta gibi öğretmenler klasik yoga bakış açısıyla garip ve fazlasıyla esrarlı bulunurken, yogaya katılmış bu kavramlar anlaşılır ne net görülmektedir.
Yoga ve tantranın ikisini de benimseyen Tibet Budizminde yoga, “ruhani pratik” ile eş anlamlı görülürken, tantra, yukarıda anlatılan Hindu metin ve uygulamalara kabaca benzeyen metin ve uygulamaların belirli bir kategorisi anlamına gelir (Hindu yoganın bu metin ve uygulamalara sahip olduğu gerçeği, Tibetli klasik yorumcuların dikkatinden kaçmış olabilir ). Theravada gibi Tibet Budizminin ruhunu taşıyan diğer Budist gelenekleri yoga formunu uygularken tantrayı reddetmektedirler.
Martial Arts Club hakkındaki gelişmelerden
haberdar olmak için listemize üye olun.